KURULTAY'DA PROFESYONELLER OTURUMU
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen “Dünya Türk Girişimciler Kurultayı”nın Profesyoneller Oturumu'na başkanlık eden Çağlayan, burada yaptığı konuşmada bütün gayretlerinin iki günde yapacakları toplantıları, 2023 Türkiye ideallerini, hedeflerini gerçekleştirmede önemli bir güç birliği yapmak olduğunu söyledi.
22 Kasım 2011
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen “Dünya Türk Girişimciler Kurultayı”nın Profesyoneller Oturumu'na başkanlık eden Çağlayan, burada yaptığı konuşmada bütün gayretlerinin iki günde yapacakları toplantıları, 2023 Türkiye ideallerini, hedeflerini gerçekleştirmede önemli bir güç birliği yapmak olduğunu söyledi.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'nin artık gücünü kontrol edebildiğini belirterek, "Kontrol ettiğimiz müddetçe de gücümüzü en iyi şekilde kullanacağız" dedi.
Çağlayan, “Hep yine aynı şeye takılıp duruyoruz; kontrol edemediğiniz güç, güç değildir. Şimdi artık Türkiye'nin güçlerini kontrol etmesi gereken bir dönemden geçiyoruz” dedi.
6 milyondan fazla Türk diasporasının dünyanın her yerinde olduğunu ifade eden Çağlayan, “50 yıl önce pazılarına, baldırlarına, kaslarına, dişlerine bakılarak Almanya'ya işçi olarak gönderilen ve bugün Almanya'da Almanya'nın en önde gelen sanayi, ticaret, turizm, siyaset hayatında öne çıkan insanlar ve yine Almanya ile beraber tüm dünyada her biri birbirinden kıymetli başarı hikayesi oluşturan, Türk girişimcilerimiz... Bunlar bizim iftihar kaynağımız” diye konuştu.
Çağlayan, 2,5 yıllık gerek Dış Ticaret gerek Ekonomi Bakanlığı döneminde 112 ülkeye seyahat gerçekleştirdiğini dile getirerek, “Gittiğimiz bütün ülkelerde en önemli varlıklarımızı, insan varlığımızı gördüm. Her birini tanıdıkça bu ülkeye mensup olmaktan şeref duydum, onur duydum. İnşallah bugünden sonra, birlik, beraberlik içinde ve hepimizin ortak bir noktada buluştuğu bir sistem içine giriyoruz. Artık bundan sonra gücümüzü kontrol edebiliyoruz. O zaman, kontrol ettiğimiz müddetçe de gücümüzü en iyi şekilde kullanacağız” diye konuştu.
Kurultayın büyük bir fırsat olduğuna işaret eden Çağlayan, yurt dışından gelmiş iş adamlarının, mutlaka Türkiye'deki Oda başkanları, sivil toplum kuruluşları ile çok yakın diyaloga girmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Çağlayan, “Sizin aranızda, tercüman gerektirmeden yurt dışında iş yapan, yurt dışındaki iş imkanlarını size aktaracak ve sizin yurt dışında bir yerde temsilciniz gibi olacak yurt dışından gelmiş birbirinden kıymetli 2 bin 200 değerli kardeşimizle beraber olma fırsatını sağlayacağız. Burayı bir şekilde değerlendirmemiz lazım” dedi.
ROL SIRASI BİZDE
Türk pasaportunun artık dünyada nereye gidilirse gidilsin itibarlı hale geldiğini söyleyen Çağlayan, bunun hükümetin elde etmiş olduğu büyük başarının sonucu olduğunu vurguladı.
Avrupa'da etkili olan krizin temel nedeninin, Avrupa'daki lider eksikliği olduğuna işaret eden Çağlayan, “Türkiye'de de böylesine başarılı, böylesine bir ekonomi başarısı elde etmenin arkasında yatan sebep siyasi istikrardır” dedi.
Avrupa Birliği Komisyonu raporuna göre, işlerini devredeceği ikinci nesli olmayacağı için önümüzdeki 10 yılda Avrupa'da 1 milyon 600 bin şirketin kapanacağına işaret eden Çağlayan, “Rol sırası bizde. Ülker Godiva'yı alıyor. Koç Grundig'i alıyor. Bayraktar firması otomotiv sektöründeki çok büyük bir şirketi alıyor” diye konuştu.
YURT DIŞINDA YATIRIMLARI KOORDİNE ETME SORUMLULUĞU ÜSTLENDİK
Ekonomi Bakanlığı olarak sadece Türkiye'deki yurt içi yatırımlar değil artık bundan sonra yurt dışındaki yatırımları da koordine etme görevine soyunduklarını vurgulayan Çağlayan, şunları kaydetti:“Girdi tedarik strateji çalışması yaptık. O strateji çalışması ile Türkiye'nin cari açık konusu ve cari açıkta özellikle yurt dışından ithal edilen malları tek tek inceledik. Gördük ki onların büyük bir kısmını ülkemizde fevkalade yaparız. Şimdi bunu yapmak için, gerek ulusal gerek uluslararası yatırımcı çekmek için yılbaşı itibariyle inşallah önemli bir teşvik yasası çıkartacağız. Sanayi ve hizmetler sektörünün ihtiyaç duyduğu ama Türkiye'nin elinde olmayan veya olmayacak ürünlerde girdi tedarik güvenliğinin sağlanması için de yeni bir çalışma başlattık. Yapacağımız çalışma ile bundan sonra yurt dışındaki yatırımları da benim bakanlığım koordine edecek. Bakanlığımın bu koordinasyonu ile hangi ülkede hangi sektörlerde hangi konulara girilmesi konusunda önemli çalışmalar yapacağız.”
Hüsnü Özyeğin, yaptığı konuşmada, Fiba Grubu'nun yurt dışında 2 milyar dolar sermayesi bulunduğunu, bunun 1 milyar 400 milyon dolarının bankacılık kesiminde yer aldığını anlattı.
Bu bankalarda şu anda 7 bin eleman alıştığına işaret eden Özyeğin, ''Rusya'daki bankamızda 5 bin kişi çalışıyor. Rusya'da günde 300 otomobil kredisi veriyoruz Rus vatandaşlarına. Bu yıl Rusya'da 70 bin otomobil kredisi vermiş olacağız. Bu da bizi orada 5. yapıyor'' dedi.
Amerikan ve İngiliz perakendecilerin Rusya, Ukrayna gibi riskli gördükleri ülkelerde Marks&Spencer gibi mağazalar açmaktan çekindikleri için orada da onların temsilcisi olduklarını ifade eden Özyeğin, ''Marks&Spencer, Mr. Marks ve Mr. Spencer tarafından kurulmuş. Mr. Marks Rusya'dan Londra'ya göç etmiş bir zatmış fakat 100 yıl sonra Marks&Spencer'in kurucularından birinin memleketine Marks&Spencer'i götürmek bir Türk'e nasip oldu'' diye konuştu.
Hüsnü Özyeğin, Türk girişimcilerin dünyanın her yerinde her işi yapabileceğini, Türk insanının zekası, çalışkanlığı ve dünyanın her yerine gitme dürtüsünün, girişimcileri başarılı kıldığını kaydetti.
Bugün HSBC Bank'ın Rusya'dan bireysel bankacılıktan çekildiğini, kendilerinin orada gelişmeye devam ettiklerini söyleyen Özyeğin, ''Bunun sebebi benim sermayem değil, bunun sebebi Rusya'daki bankamızda bizim çalışan 100 Türk yöneticimiz. Bizim insanlarımız, yöneticilerimiz her yerde çalışıyorlar. Harp halinde Amerikan ordusunun yemekhanelerini Türk müteahhitler yaptılar'' diye konuştu.
-''Deplasmandaki işler bana daha büyük haz veriyor''-
Hüsnü Özyeğin, şunları kaydetti:
''Ben de aslında İstanbul'da yaşamam itibariyle sizin konumunuzda bir girişimciyim. Çünkü ben ve sizler, biz deplasmanda çalışıyoruz. Kendi ülkemde de işler var ama deplasmandaki işler bana çok daha büyük haz veriyor. Ben kolay işlerden herhalde kaçıyorum. Son 20 yılda herhalde Türkiye'de 200 tane alışveriş merkezi yapıldı, benim de Türkiye'de 4 alışveriş merkezim var ama ben bunları satın aldım. Türkiye'de hiç alışveriş merkezi yapmadım. 1997'de Bükreş'te iki arsa aldım, Bükreş'in ilk 2 alışveriş merkezini orada yaptım. Şimdi Çin'de alışveriş merkezi yapıyorum. 316 bin metrekare, Shenyang'da... Hoşuma giden, geçen hafta Godiva'nın genel müdürü ile konuştum, bana ben Shenyang'da Godiva çikolata dükkanı açıyorum' dedi. Şaşırdım. Ülker'in sahibi olduğu Godiva Çin'de 30 tane mağaza açmış. Türk girişimcilerinin önemli bir örneği olarak bunu size anlatıyorum.''
-''Şimdiye kadar AB'ye girmiş olsaydık vay halimize olacaktı''-
AB'nin Türkiye'yi içeriye almadığını belirten Özyeğin, ''Ben onlara diyorum ki; 'Allah sizden razı olsun'. Çünkü, şimdiye kadar AB'ye girmiş olsaydık vay halimize olacaktı. İtalya son 2 hafta içinde tahviller konusunda zorluğa girmeseydi, İtalya hala Yunanistan'ı finanse ediyor olacaktı. İtalya 1,5 ay önce piyasaya çıktı, 10 yıllık tahvili yıllık yüzde 6,3 faizle sattı, gitti o parayı Yunanistan'a 3,6 ile verdi'' dedi.
Özyeğin, Pamukbank Genel Müdürü olarak 30 yıl önce Cenevre'ye gidip bir İsviçre bankasının kapısında 500 bin dolar kredi almak için kapıda beklerken, bugün Türkiye'nin geldiği duruma dikkati çekti.
Son 8-9 yılda Türkiye hükümetinin başarılarının, çok az konuşulduğunu söyleyen Özyeğin, Türkiye'nin kendisinin 10-15 yıl önce hayal edemeyeceği çok önemli bir noktaya geldiğini, hükümete herkesin şükran borcunun olması gerektiğini kaydetti.
Yunanistan'ın durumu bozulduğu zaman kendisine ''Hüsün Bey niye gidip Yunanistan'da banka almıyorsunuz?'' diye sorduklarını da söyleyen Özyeğin, ''Bir ülkede ekonomik durum bozuluyorsa o ülkede nasıl bir banka alabilirsiniz ki? Banka, finans kurumları, yabancı şirketler her zaman gelişen büyüyen ekonomilere giderler'' dedi.
-2023 hedefi...-
Türkiye'nin 2023 yılı hedeflerine ulaşmak için herkesin bulunduğu sektörde bir yıllık yol haritası yapması gerektiğini belirten Özyeğin, bu şekilde her tür hedefe ulaşılabileceğini kaydetti.
Hüsnü Özyeğin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Lütfen çocuklarınızı, torunlarınızı Almanya'da, Avusturya'da, Fransa'daki üniversiteye değil, Türkiye'deki üniversiteye yollayın. Çünkü yavaş yavaş üçüncü, dördüncü jenerasyon olacak bunlar ve onların Türkiye'ye gelmeleri onlar açısından çok önemli. Türkiye'ye gelip kültürümüzle, usullerimizle tekrar aşinalık tespit etmeleri lazım. Aynı zamanda da şuna inanıyorum ki Türk üniversitelerinden mezun oldukları zaman Türkiye'de bir network, çevre geliştirecekler. Türkiye'de arkadaşları, fırsatları olacak.''
Diğer Haberler
Tüm Haberler >>