Ekonomik Dengenin Doğu'ya Kayması İşimize Gelmez
Dersine çok iyi çalışmış gözüken Çin, son 30 yılda doğudan batıya hafızaları zorlayacak önemli mesafeler almıştır...
PROF.İHSAN IŞIK*
Dünya Türk İş Konseyi Amerika Bölge Komitesi Üyesi
Rowan Üniversitesi Üyesi ve Amerikan Türk Ticaret Odası (ATCOM) Başkanı
Çin, 1978'de bir yıl boyunca yaptığı ihracatı bugün bir günde yapmaktadır. Bu süre zarfında, ekonomisini her 8 senede bir ikiye katlamış, birkaç sene önce İngiltere'yi, bu sene de Almanya'yı geçerek, dünya üçüncülüğüne tırmanmıştır. Avrupa'nın ekonomik olarak 200 yılda yaptığını, Çin sadece otuz yılda başarmıştır. Ünlü gelişme ekonomisti Jeffrey Sachs'e göre, "Çin, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı kalkınma hikâyesidir!" Japonya'nın yükselirken bölge ülkelerinde bir 'yan sanayi' oluşturduğu gibi, Çin de bu görkemli çıkışı esnasında çevresinde önemli refah halkaları oluşturmaktadır. Mesela, 2003'te Amerika'yı geçerek, Japonya'dan en fazla mal ithal eden ülke olmuştur. Asya ülkelerinin kendi arasındaki ticaret son zamanlarda o kadar artmıştır ki, etrafta Asya'nın Batı ülkelerinden artık ayrıştığına ve dünyanın yeni ekonomik motoru haline geldiğine dair kanaatler dolaşmaya başlamıştır.
ABD'DE PATLAYAN BALON ÇİN'İ DE VURDU
Şu anki kriz sırasında, Batı önemli yaralar almıştır; onlarca trilyon servet kaybından bahsedilmektedir. Peki kriz Batı'yı 'batırmışsa', Doğu'yu 'doğurmuş' mudur? Krizde ortaya çıkan manzara, Çin'in ve bölgenin 'güneş' değil, 'ay' olduğuna işarettir. Dünyada kişi başına gelir, 1820'den 1998'e ortalama 9 kat artmıştır. Bu artışın aslan payı, 22 katla Amerika'ya, 16 katla Avrupa'ya aittir. Uzun yıllar Batı'da 'pişen' nihayetinde Doğu'ya da 'düşmüştür'. Amerika'da özellikle son 20 yılda gözlemlenen sudan ucuz para ve düşük enflasyon ortamı, 'goldilocks ekonomi' adı verilen ancak masallarda görülebilecek bir 'lale devri' oluşturmuştur. Bu yapay saltanat, merkez bankası ve dış kaynaklıdır. Hızla artan varlık değerleri, ekonomide köpük ve balonlara sebep olmuştur. Amerika'da şişen bu balon, uzun bir müddet en büyük müşterisi olduğu Çin'i de bir 'balon' haline getirmiştir. Amerika'nın dış ticaret açığının yüzde 25'i Çin'den mütevellittir. Sadece Wall-Mart her sene Çin'den 20 milyar dolarlık mal çekmektedir. Amerika'da patlayan balon, Çin ve Asya'da şişen balonları da patlatmıştır.
1997 Asya krizi bir borç kriziydi. İşkillenen yabancı sermaye, bu ülkeleri ışık hızıyla terk etmiş ve döviz darboğazlarına sebep olmuştu. Aynı trajediyi bir daha yaşamaktan ürken Asya, ihracata dayalı büyümeyi seçmiş, kazandıklarını tasarruf ederek önemli miktarda döviz biriktirmiştir. Bu dövizleri de Amerika'ya pompalamış, doları tırmandırmış, böylece Amerikan tüketicisinin satın alma iştahını canlı tutmuştur. Ancak, ihracata dayalı bu politika, Asya ekonomilerini Batı tüketicisinin insafına bırakmıştır. Yabancı sermayeye bağımlılıktan kurtulmaya çalışan Asya, bu kez Batı tüketicisine bağımlı hale gelmiştir. Kriz başlamadan önce, (tekrar ihracatlar göze alındığında) Hong Kong, Malezya ve Singapur'un ihracatı milli gelirlerini aşmıştır. İhracat, Tayvan, Tayland ve Vietnam'da milli gelirin yüzde 60'ına, Çin ve Güney Kore'de ise yüzde 40'ına tekabül etmektedir. Amerikan ve Avrupa 'tüketim makinesi' durunca, Asya 'üretim makinesi' de fren yapmıştır. Bir ara, Çin'le Avrupa arası navlun ücretleri sıfıra düşürülmüşse de, dünya ticareti durmaktan kurtarılamamıştır. Dünya kargo kapasitesinin yüzde 10'una tekabül eden binlerce gemi aylarca Asya açıklarında atıl beklemiştir. Japonya, otuz yı ldır ilk defa dış ticaret açığı vermiştir.
'Çin mucizesi' diye bir şey yoktur. Batı sadece üretim yeriyle tüketim yerini uzaklaştırmayı başarmıştır; yani Batı, sanayisini doğuya taşımıştır. Mallar Çin'de üretilmekte, Batı'da tüketilmektedir. Küreselleşme, haberleşme ve ulaşım alanındaki baş döndürücü ilerlemeler, dünyayı tek bir ülke yapmıştır. Amerika ve Avrupa dünyanın İstanbul'u, Çin'se dünyanın İzmit'i haline gelmiştir. Amerika kirli bir iş olan üretimi, ucuz ve uzak bir yere taşımış, kendisi temiz bir uğraş olan hizmet sektörüne yönelmiştir. Savunma harcaması dünya toplamından fazla olan ABD, dünyanın güvenlik, finansman, pazarlama, haberleşme, tasarım, planlama ve organizasyon işlerini yürütmektedir. Çokuluslu Batı şirketleri bugün üretim için Doğu'dadır, yarın başka yerdedir. Ancak bu gelişmeler tehdit değil, fırsattır. Merkezden çevreye yayılan bir güç küresel denge ve adalet için önemlidir. Yeni güçler, ABD'den çok, AB ve Japonya'dan güç çalmaktadır.
TÜRKİYE 200 YILDIR BATI'YA YATIRIM YAPIYOR
İki asır önce çok kutuplu bir dünya idik, Soğuk Savaş döneminde çift kutba düştük, Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla da tek kutba kaldık. Tek bir mega güç, tekel piyasa demektir. Bu tür bir güç rekabeti azaltır, sahibini şımartır, hizmet kalitesini düşürür ve piyasaları üzer. Güçten bir ara başı dönen ABD'nin Irak, Afganistan ve küresel kriz hatalarından sonra eski fiyakası yoktur. Günün sorunları küreseldir ve küresel işbirliği gerektirmektedir. Bunu sezen Obama yönetimindeki ABD, G-8 ve G-20 gibi çokuluslu karar mekanizmalarını devreye sokmuştur. Bu meclislerin yönetim kurulu başkanı hâlâ Amerika'dır, ancak birtakım sorumluluklarını kurul üyeleriyle paylaşmaktadır. Türkiye için, 'Asya çağı' belirsizliktir. Bizim Uzakdoğu'yla ortak yönlerimiz çok azdır. Yükselen bir ülke olarak, taşların yerinden oynaması işimize gelmez. 200 yıldır Batı'ya yatırım yapmış bir ülkeyiz. Kriz öncesi dünyada, yönetim kuruluna girebilmiş ve başkanla arası iyi bir Türkiye, kriz sonrası dünyada, hiçbir tarihi, ideolojik ve kültürel bağı olmayan bir Asyalının iktidara yürüyüşüne sevinemez. Sahi, biz Orta Asya'dan neden göçmüştük?
*
16 /09/2009