Ortadoğu: Türkiye İçin Vazgeçilmez Pazar
Türk müteahhitlik firmaları, Irak, İran, Suriye, Ürdün ve Lübnan’da 2008 yılında toplam bedeli 1,95 milyar doları bulan 86 proje gerçekleştirmiştir. Firmalarımız tarafından 1972-2008 yılları arasında aynı ülkelerde gerçekleştirilen proje sayısı 619’u, toplam proje bedeli 10 milyar doları aşmıştır...
Hande Bayrak
Ortadoğu İş Konseyleri Koordinatör Yardımcısı
Enerji ihracatçısı ve sanayi üretiminin çok düşük düzeylerde seyrettiği Ortadoğu ülkeleri, ihracatının %92’sini sanayi ürünlerinin oluşturduğu Türkiye için önemli bir pazar. Lojistik avantajlar ve tarihi yakınlıklarla bu pazar Türkiye için mukayeseli olarak da önem arz ediyor. Buna müteahhitlik ve turizm de eklendiğinde bölgenin Türk ekonomisi için öncelikli sıfatını hak ettiği ortaya çıkıyor. Ayrıca enerji ihracatçısı ülkeler, diğer ülkelere göre krizi daha rahat geçireceğinden bölgenin potansiyeli istikrarını koruyacak.
1980’li yıllara kadar, Ortadoğu Türk dış ekonomi politikası ve Türk dış politikasında önemli bir yer işgal etmemiştir. Türkiye’nin dış ticaretinde ve yurtdışı yatırımlarında Ortadoğu pazarının payı belirli limitler içerisinde kalmıştır. 1980’lerde Türkiye’nin ithal ikameci ekonomik politikaları terk ederek ihracata dayanan bir ekonomik büyüme modelini kabul etmesiyle, ekonomik gelişme için yeni pazarlara açılım ve yeni pazarların keşfedilmesi önem kazanmıştır. Coğrafi yakınlığın sağladığı avantajlar da Ortadoğu’nun Türkiye için önemli bir Pazar haline gelmesine katkıda bulunmuştur. Dolayısıyla 1980’lerden itibaren bölge ile ticaretimizde büyük artış kaydedilmiştir. Buna ek olarak, Türk müteahhitlik firmaları da bölgede önemli projelere imza atmıştır. Müteahhitlerimizle birlikte, Türkiye firmaları bölgede doğrudan yabancı yatırımcı olarak yer almaya başlamıştır.
Ne yazık ki, Ortadoğu’da gözlemlenen kronikleşmiş siyasi çatışmalar ve jeopolitik riskler, bölgeye yatırımlarımızın artması yönünde engel teşkil etmektedir.İran’a yönelik ekonomik yaptırımlar, Arap-İsrail sorunu, zaman zaman gözlemlenen etnik, mezhep, din, vb. kaynaklı çatışmalar yatırım ortamını elverişsiz hale getirmektedir.
Bununla birlikte, özel sektörümüz Bölgede yaşanan çatışmaların özel sektör işbirliği ile aşılabileceğine inanmakta ve bu yönde faaliyetlerine devam etmektedir. Bu hedefe yönelik olarak,Türkiye ayağı TOBB tarafından yürütülen Barış için Sanayi Girişimi oluşturulmuştur. Girişim Filistin, İsrail ve Türkiye’den işadamları kuruluşlarını bir araya getirerek bu üç ülke arasındaki iş fırsatları ve ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerini arttırılmasına ve ekonomik ortamın iyileştirilmesine yönelik somut projelerin oluşturacak, artan ekonomik işbirliği risk faktörlerini minimuma indirecek ve güven artırıcı bir mekanizma görevi görecektir. TOBB-BIS’in ilk projesi İsrail- Gaza sınırında yer alan Erez Sanayi Bölgesinin yeniden canlandırılmasıdır.
Ortadoğu ile ticari ilişkilerimizdeki artışın diğer bir önemli nedeni de Türkiye ile Bölge Ülkeleri arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmalarıdır. Suriye ile 1 Ocak 2007, 1 Haziran 2005 tarihinde Filistin ile, 1.5.1997 tarihinde İsrail ile imzalanmıştır. Buna istinaden, Suriye’ye olan ihracatımız ise 2008 sonunda bir önceki yıla göre yaklaşık % 40 artarak 1.113 milyon dolara çıkmıştır.
Coca Cola İçecek Dış İlişkiler Direktörü Atilla Demir Yerlikaya,“Dış Ticaret Müsteşarlığımızın bölgede faal rol oynadığı son yıllarda ülkemizin etkisinin ve iş adamlarımızın saygınlığının gün geçtikçe arttığını sevinerek izliyorum.” diyerek Türkiye’nin artan önemi ve etkisinin altını çizmiştir.
Yatırım ilişkileri açısından bakıldığında ise Ortadoğu Ülkeleri genel profillerinden de görüleceği üzere genç nüfusu, değişen tüketim kriterleri, ucuz iş gücü, ucuz enerji maliyetleri ve bazılarında ucuz hammadde temini yatırımcılarımız açısından cazip faktörleri oluşturmaktadır. 2006 yılında Türkiye’den Arap ülkelerine yapılan doğrudan yatırımlar 30 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 2007 yılında bu rakam %125 oranında artışla 68 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Bu süreçte, Türk müteahhitlik firmaları, Irak, İran, Suriye, Ürdün ve Lübnan’da 2008 yılında toplam bedeli 1,95 milyar doları bulan 86 proje gerçekleştirmiştir. Firmalarımız tarafından 1972-2008 yılları arasında aynı ülkelerde gerçekleştirilen proje sayısı 619’u, toplam proje bedeli 10 milyar doları aşmıştır.
Ancak söz konusu ülkelerin bir bölümünde hukuki alt yapı yabancı yatırımcılar açısından yetersiz olabilmektedir. Bölgede öngörülebilir ve istikrarlı mevzuat çerçevesi olmaması ve bürokratik süreçlerin uzunluğu Türk firmalarının yatırım yaptığı diğer bölgelerden daha zorlayıcı olabilmektedir. Diğer bir önemli nokta da adil rekabet ve fikri mülkiyet konularında gelişmeye ihtiyaç duyulmasıdır. Diğer ülkelerde olduğu gibi, anılan ülkelerde Fuarlara katılım, doğru bir yerel ortak veya temsilci ile çalışmak, yatırım yaparken hukuki hususlara dikkat etmek Türk işadamlarına önerebileceğim en önemli noktalardır.Genel bir değerlendirme yaparsak; Türk girişimciler için anılan ülkelerde yeni yatırım fırsatları doğacağına inanmaktayım.
Genel olarak bakarsak, Firmalarımız açısından ilk aşamada en büyük sıkıntı bu ülkelerin büyük bölümünde bilgiye erişimde yaşanan zorluklardır. DEİK olarak, Türk-Orta Doğu İş Konseyi kanalıyla, Ortadoğu Bölgesinde Türk özel sektörüne yeni işbirliği fırsatlarını sunan faaliyetler düzenlemektedir. Karşılıklı heyet ziyaretleri, devlet düzeyinde gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler sırasında işadamlarına yönelik gerçekleştirilen toplantılar, yeni işbirliği fırsatlarının ele alındığı konferans, yatırım toplantıları, sektörel ziyaretler, seminer ve iş forumları, Türk özel sektörünün bu ülkelere açılımında DEİK’in önde gelen etkinlikleri olarak sıralanabilir.